Yılbaşı hediyesi ve iş yapma kültürü - Haluk DİRESKENELİ

Yılbaşı hediyesi ve iş yapma kültürü - Haluk DİRESKENELİ

HALUK DİRESKENELİ 

Piyasa insanlarının çok iyi bildiği ama bugüne kadar yazıya dökülmemiş yaşanmışlıkları anlatmaya devam ediyoruz. Bundan yıllar yıllar önceydi, üniversiteyi bitirdikten sonra 11 yıl bir kamu fabrikasında çalıştım. Dışarıyla, piyasayla, fabrika dışıyla ilişkim olmadı. Söyleneni yaptım, işçilerin imalat işleriyle, yönetimiyle uğraştım. 

Sonra iş değiştirdim. Bir büyük müteahhitlik şirketine girdim. Satış pazarlama işlerine başladım. 

İlk yılbaşı öncesi eskiler bana bir görev verdiler. “Al bu yeni yıl hediyelerini, iş yaptığımız filan kamu kurumuna git, yukardaki en üst yetkiliden başla tüm yetkili gördüklerine bu hediyeleri dağıt, hediyeleri verdiklerinin isimlerini al, listele bize getir” diyerek gönderdiler.  

Bir kamyonet hediye, içinde deri marka bond çantalar, moda kadın evrak çantaları, moda eşarp ve marka kravatlar ve pahalı içkiler vardı. Kamyoneti Necatibey Caddesinde bir kamu kurumunun önüne çektik. 

Benim gibi yeni işe girmiş başka bir mühendis arkadaş ile beraber elimiz hediye eşya dolu, en üst kata çıktık. Daire başkanı, başkan yardımcısı, müdür, müdür yardımcısı, satınalma uzmanı, proje yöneticisi kim varsa odalarına girdik, yeni yıllarını kutladık, hediyemizi masalarına tek tek bırakıp çıktık. 

Alt kata kadar böyle devam ettik. Tüm hediyeleri dağıttık bitirdik. Bu hediye dağıtma işi, şirkette yeni işe girenlere verilirmiş. Kimse yapmak istemezmiş. Hediyeleri dağıttık. Hediye verdiklerimizin isim listesini çıkardık ve şirket üst yönetimi sekreterine teslim ettik. 

Yılbaşı geçti. Aynı iş yerinde bir yeni ihale vardı. Hediyeleri verdik herhalde işimiz kolay olur diye düşünüyorduk. Her odada bir iki terslenen, kötü davranan, cevap vermeyen, hatta odadan kovan vardı. 

Hediye dağıttığımız gün herhangi bir sebepten dolayı orada olmayan, hediye almamış alamamış olanlar bize tavır gösteriyorlardı. Bazılarının öfkesi kini inanılmaz ölçüdeydi. 

Açık açık. “Herkese hediye dağıttınız bana vermediniz, şimdi sizin işinizi niye yapayım, neden bilgi vereyim, niye sizi kabul edeyim” diyenler oldu. 

Bir daha pahalı yeni yıl hediyesi dağıtmadım. Böyle bir görevi kabul etmedim. 

Hediye vermenin doğru olmadığını zaman içinde herkes kabul etti. Şirketler tek tek yeni yılda hediye dağıtmayacaklarını, hediye dağıtmak yerine bir yardım kuruluşuna toplu para bağışlayacaklarını ilan ettiler. 

Hediye alamadıkları için bana kötü davranan yetkilileri tek tek kendim belirledim. Emekli oldular, yeni işlere girdiler. Zaman içinde onlarla karşılaştım. Cevabım tepkisizlik oldu. Zaman içinde yeri geldi onların bana işi düştü, bizim piyasa küçük ve dar, herkes birbirini tanır. Benim onlara cevabım ilgisizlik oldu. 

Yabancı ülkelerde hediye verdik mi? ABD, Almanya, Batı Avrupa ülkelerinde hediye vermek, sizin teklifinizin değerini düşürür, “malının kalitesi kötü, hediye ile üstünü örtmek istiyor” şeklinde algılanır. 

Doğu Avrupa ve gelişmekte olan ülkelerde hediye verilir ama abartmamak gerekir. Makul değerde hediye verilebilir. Hediyenin değeri, alanı rahatsız etmeyecek miktarda olmalıdır. 

İtalyanlar marka kravat hediye ederler, kimseyi rahatsız etmez. 

Benim bir hediye beklentim hiç olmadı. Bana hediye geldi mi? Geldi, marka gömlek, İtalyan kravat, pahalı içki likör (İsrael), yabancı ülke-şehir  (Toronto, Stuttgart) tanıtım kitabı, Çinli ve Korelilerden çay paketi. Çok sayıda ajanda, takvim, kalem.  

Ben de ilk fırsatta karşı eşdeğer hediyemi verdim, borçlu kalmadım.

İADE EDİLDİ SANILAN HEDİYELER NASIL SATŞA ÇIKTI?

Benzer ama daha ilginç bir hikaye de bir eski arkadaşımdan geldi. 

“Bir devlet kurulusunda çalışıyoruz ve yine yılbaşı öncesi... Bir Japon firması çalıştığımız şubenin tüm mühendislerine Nikon, Canon, Minolta vs. değişik marka Japon malı SLR fotograf makinesi hediye etti. O zaman o makinelerin Türkiye’deki beherinin fiyatı maaşlarımızın bir kaç katı, Türkiye’de de nadir bulunuyor. Toplandık, makinelerin hediye sınırını aştığına ve iade edilmesine karar verdik. 

Okuldan da tanıdığımız ve bizden birkaç yaş büyük ağbimiz meslektaşımız da iade işine gönüllü oldu ve bizden makineleri aldı. Sonra da iade ettiğini söyledi. Bir kaç gün sonra bizim makineler bir fotoğraf malzemecisinin vitrininde zuhur etti. Emin olmak için bana hediye edilmiş makinaya müşteri oldum, istenen fiyatın oldukça altında bir fiyat vererek pazarlığa basladım. Dükkan sahibi makinelerin konsinye (emanet) olarak kendisinde olduğunu, asıl sahibine sorması gerektiğini söyleyince, durumdan iyice emin oldum.” 

CHEVRON'UN YEMEĞİNE TENÜZZÜL ETMEDİLER

ABD’de yaşayan bir arkadaşımdan farklı yorum geldi.

“Türkiye’de öyle hediyeler verildiğini biliyordum.  Yakınım, şimdi kapanmış bir kamu Bankası’nda genel müdür yardımcılığı yaptıydı, evinin her tarafı hediyelerle dolu idi.  Yağlıboya tablolar, kitaplar, fincan takımları falan filan.  

Bana ne hediye geldi, ne de hediye vermek zorunda kaldım Allahtan. Zaten çok geçmeden de hepsi yasaklandı. Hatta bir kez bana Home Depot (hirdavatcı) da kullanmak üzere, o da çekiliş ile bir 50 dolarlık hediye kartı çıktıydı; onu da kullanamadan iade etmek zorunda kaldıydık. Zira üst sınır 10 dolara düşmüş...  

Şimdi artık o dahi yok.  Ne alıyoruz, ne de veriyoruz. Herkes rahat.  

Geçen sene Mayıs ayında offshore’dayım. US Coast Guard (Kıyı Sahil Koruma) kontrole gelecek dediler. Öğlen oldu; gelmediler. Niye diye sorduk, helikopterleri bozulmuş yarına kaldı dediler. 

Halbuki Chevron’un günde düzineyle helikopter seferi var; birinden birine binebilirlerdi. Tamah etmediler.  

Ertesi günü geldiler kendi helikopterleriyle. Baktım öğlen vakti kafeteryada mikrowave (fırın) arıyorlar, kendi yemeklerini kendileri getirmişler. Halbuki orada fazlasıyla yemek çıkıyor. 

Coast Guard’cılar Chevron’un yemeğini tamah edip yemediler.  Anladık, eğitimden geçmişler.”

HEDİYE ENDEKSLİ DAVRANIŞ BİTTİ 

Bugün artık başka zaman diliminde, başka şartlarda çalışıyoruz. Kamu şirketleri, kamu fabrikaları satıldı, özelleşti. Kamu ihaleleri artık azaldı. Başka şartlar ve başka kurallarla yatırımlar yapılıyor. Kamu kurumları, bakanlıklar, “aman yatırımcı yatırım yapsın”, diye ellerinden gelen kolaylığı gösteriyorlar. Uluslararası Kredi derecelendirme kuruluşlarının, etkileri yetkileri çok büyük. Kimse yeni yıl hediyesi aldım ya da alamadım diye bireysel destekleme ya da engelleme yapmıyor, yapamıyor.

Haluk DİRESKENELİ / 19 Ocak 2019 - ANKARA