Ermenistan Metsamor nükleer santrali kimin sorunu? - Haluk DİRESKENELİ

Ermenistan Metsamor nükleer santrali kimin sorunu? - Haluk DİRESKENELİ

HALUK DİRESKENELİ

Ermenistan’da başkent Yerevan'a 25 kilometre, bizim sınıra 16 kilometre uzaklıkta Metsamor nükleer santrali var. VVER 440 tipi bu santral 2x408 MWe gücünde.

Birinci Ünite 1976’da ikinci ünite 1980 yılında işletmeye girdi. Yıllar boyu çalışan santralin ekonomik kullanım ömrü bitti.
Yazarınız 1976 yılında oradaydı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Unido kapsamında tek başına Moskova’da üç ay vatan hizmeti yapıyordu. 

Başka kimse gitmeyi kabul etmemişti. Herkes ABD, Avrupa, Japonya programları peşindeydi. Vatan millet adına bir mühendisin Moskova Unido Programı’na katılması gerekiyordu. 

Programa Afrika, Güney Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinin genç mühendisleri katılmıştı. Hiçbir zaman bir araya gelmeyecek 40 ayrı ülkenin, 40 ayrı kültürün insanları bir aradaydık. 

Moskova’daki kalış süremizin son ayında “Hazırlanın, çok yeni nükleer santral yaptık, deneme çalışması yapıyoruz, orayı gezdirelim” dediler. Pervaneli eski bir uçakla  dört saat alçak irtifada Moskova'dan Yerevan’a uçak yolculuğu yaptık. 

Ne yolculukta ama… Kulaklar ve vücut gürültüye nasıl dayandı? Gençlik işte, uçuş bitti Yerevan’a indik. Çarlık döneminden kalma yüksek tavanlı taş bina Yerevan oteline yerleştik. Otel odasından sınırın öte yanında yer alan Ağrı dağı tüm görkemi ile görünüyordu.
Ertesi sabah Metzamor Nükleer Santrali’ne gittik. O zamanlar nükleer santral bize çok süper bir şey gibi geliyordu. Bizi kontrol odasına soktular, ışıklı kumanda tablosu, duvarda bir sürü lamba, TV cihazları, koruyucu beyaz tulumlar giymiş personel. 

“Bunlar çağ atlamış, biz hala kömür yakmak için uğraşıyoruz"dedik. “Helal olsun, adamlar birkaç kilo nükleer yakıtla Ermenistan’ın elektrik ihtiyacının nerdeyse tümünü karşıyorlarmış" dedik. 

ODTÜ Makina son sınıfta nükleer konusunda biraz bilgilenmiştik ama orda bana her şey bilimkurgu gibi, çok uzak bir gelecekte olacaklar gibi gözüküyordu.
Sonra gezi bitti, program bitti, yurda döndük. Aklımızın bir tarafında o hafta Metzamor Nükleer santralinde gördüklerimiz kaldı. Nükleer binasının yakınına bile gitmedik, sadece uzaktaki kontrol odasına girdik, uzaktan dört hava soğutma kulesini gördük.
Bize santrali tanıtan çoğu Rus personel pek havalı idi. Biz taşkömürü teknolojisi mühendisleri yanında kendilerini çok üst teknik düzeyde görüyorlardı. Biz de durumu kabullenmiş, masal dinler gibi onların anlattıklarını dinliyorduk. 

Kontrol odasında gördüğümüz lambalar, duvardaki şemalar, siyah- beyaz birkaç TV, bugün bana çok primitif, çok basit geliyor. Çünkü şimdi bizim santrallerin kumanda odalarında neler neler var.
Sonra yıllar geçti bugüne geldik. Şimdi bu santral eski Sovyetler Birliği döneminden kalma en eski, güvenlik açısından en alt seviyedeki santral. Bir ünite kapalı, diğeri zorla çalışıyor. Deprem bölgesine kurulmuş, atıkları kime iade edecekleri belirsiz, atık anlaşması yok. 

Doğru dürüst acil tahliye planları yok, santralin basınçlı aksamı eskimiş, değiştirecek imkanları yok, paraları yok. Nükleer kontrol bakımından korkunç bir zaafiyet içindeler. 

Metzamor nükleer santrali, teknolojik olarak Ukrayna’da felakete sebep olan Çernobil santralinin aynısıdır. Nükleer çekirdek etrafında basınca dayanıklı beton çelik gömlek yoktur. Nükleer çekirdek grafit kaplamadır. 30 sene öncesinde çekirdek erimesi türünden kazalar ön görülmediği için beton çelik gömlek yapma uygulaması yoktu. 

Nükleer santralin ömrü dolmasına rağmen bir ünite hala işletiliyor. 

Santral zaman ayarlı nükleer bomba gibidir. Her an bir şey ters gidebilir ve Çernobil gibi çekirdek erimesi sonucu etrafa radyoaktif malzeme saçmaya başlayabilir. 

Patlama olmasa bile, yanma, duman ve yeraltına ve çevreye radyasyon yaymaya başlayabilir. Bunlardan en kötüsü plütonyumdur. Yarı ömrü onbinlerce yıl kadardır. Yani yaydığı radyasyon onbinlerce yıl sonra yarı gücüne düşer. Tamamen nötrleşmesi için bunun daha çok katı uzun zaman gerekir.
Ruslar “Bunu tümden sökelim, size 1000 MWe gücünde yeni bir nükleer santral yapalım” diyorlar. Ama yerli insan artık kolay kabul etmiyor. Herkes itiraz ediyor, en çok Avrupa Topluluğu itiraz ediyor. 

Avrupa, Ermenistan ve Gürcistan’ı bir şekilde kendine bağladı. Onlara vize kolaylığı sağladı. Avrupa Topluluğu, Metsamor Nükleer Santrali yenilemesi için 100 milyon Euro (€) finansman hibe programı hazırladı. Bu rakam durumun vahameti ile orantılı olarak 200 milyon Euro’ya çıkarıldı. Ama durumun iyileştirilmesi çok zor ve çok pahalı.
1976 gezimizde santral müdürüne “Neden buraya nükleer santral yaptınız?” diye sorduk. Burada doğal kaynak yok, hidrolik santral yok, rüzgar ve güneş, eh işte… Nükleerden başka çareleri yok, başka enerji üretimi imkanları yok denecek kadar kısıtlı.
Bugün en kötü nükleer santral onlarda. Üstelik deprem bölgesi, son yüzyıl içinde üç kez 7-9 richter ölçeğinde deprem görmüş, son deprem hattı 75km uzaktan geçiyor. Metsamor sadece Ermenistan'a ait değildir. Komşu ülkelerin hepsi bu santralden sorumludur.

Bir ara Türkiye’de nükleer santral yeri aranırken Büyükada’nın güney ucu akla gelmişti. İstanbul’a yakınlık ön plandaydı. Akla zarar bu fikir neyseki Büyükada’da nükleer santral için yeterli yer olmadığı gerekçesi ve denizaltı kablosu fiyatlamalarının çok pahalı olması nedenleri ile unutuldu. Akkuyu, Sinop, İğneada öne çıktı. Sonra yüzer santraller düşünüldü. Kullan ve ekonomik ömrü bitince santrali atıkları ile beraber imalatçıya iade et.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, Metsamor santralinin kapatılması için bir şey yapmıyor, yapmaz, yapamaz. Her yıl yayınladığı birkaç rapordan başka elinden bir şey gelmiyor. Bizim sınırımızda nükleer bir tehlike her an patlak verecek durumda. Bu santralin tümden kapatılması için tüm komşu ülkelerin yardım etmesi ve baskı uygulamaları gerekir. 

Bizim doğu sınırımıza sadece 16 kilometre uzaklıkta, bizim sesimiz çıkmıyor. Komşu Azerbaycan her gün her platformda bağırıyor. Halbuki en çok bizim itiraz etmemiz lazım. Bir olumsuz durumda en çok etkilenecek bizleriz.
Öte yandan bizim nükleer projelerimizi 40 yıllık Metsamor tecrübesi ile yeniden değerlendirmek lazım. Bugün yenilenebilir enerji kaynaklarının ucuzlayan güncel birim fiyatları karşısında, Akkuyu 15 yıl alım garantili kWh’ı 12.35 dolar/cent fiyat ile hala ne derece ekonomik, duruma ciddi bakmak lazım. 

Nükleer atık kontrolü, acil tahliye planları, deprem analizi, çok sıcak Akdeniz soğutma suyu termodinamik sorunlarını tekrar tekrar ciddi gözden geçirmek lazım.

Haluk DİRESKENELİ - Enerji Günlüğü / Ankara, 5 Kasım 2018