Çeşme’nin rüzgârı bölgeyi neden gerdi

Çeşme’nin rüzgârı bölgeyi neden gerdi
Enerji Günlüğü - İzmir’in Çeşme ilçesinde, yerleşim birimlerine çok yakın noktalara yapılması planlanan rüzgâr enerjisi projelerine tepkiler artıyor.

Günümüzün en temiz en çevreci elektrik üretim yöntemlerinden biri olan rüzgâr enerjisi Çeşme’de bazı uygulamalar nedeniyle tartışılır hale geldi. Turizmin gözde mekânlarından Çeşme’de yaşam alanlarının ve Marina’nın 400-500 metre yakınına kadar sokulan rüzgâr enerjisi santrali (RES) projeleri rahatsızlık yaratıyor.

Enerji Gazetecileri ve Medya Derneği üyeleri olarak hafta sonu bu bölgeye yaptığımız ziyarette Çeşme’nin bu rahatsızlığını yakından inceleme ve Çeşmelilerin görüşlerini alma fırsatımız oldu.

SORUNUN KAYNAĞINDA ÇED MEVZUATI VAR

Öncelikle Çeşme’de RES’ler ile ilgili yaşanan rahatsızlığın kaynağını Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler oluşturuyor. 03 Ekim 2013 tarihli ve 28784 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre, türbin sayısı 20 ve üzeri olan RES projelerine ÇED uygulanıyor.Türbin sayısı 5-20 arası olan RES’ler seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler arasında yer alıyor.

Çeşme Yarımadası’nda her biri 20 MW’ın altında 5 ayrı projede toplamda 76 MW’lık rüzgar türbini kurulması planlanıyor. Aslında birbirlerine yakın, yan yana konumdaki bu RES’lerin her biri ayrı bir şirkete ait projeler olduğu için yönetmeliğe göre herhangi bir ÇED çalışması yapmaya gerek kalmıyor, ‘ÇED gerekli değildir’ belgesi yeterli oluyor.

Fakat bu durum, rüzgâr türbinlerinin ekolojik ve sosyal çevre üzerindeki gerçek etkisinin ne olacağını incelemekten kaçmanın bir yöntemi olarak ön plana çıkıyor. Bu sayede şirketler aynı bölgede hem 76 MW’lık bir proje oluşturuyor hem de Çeşme gibi hem turizm, hem doğal SİT alanı özelliği taşıyan bir bölgede hiçbir resmi çevresel etki değerlendirmesi yapılmamış oluyor.

ÇED gerekli görülmediği için Çeşme’de yapılmakta olan bu projeler konusunda yerel halk da yeterince bilgilendirilmemiş.

ACELE KAMULAŞTIRMALAR TEPKİ TOPLUYOR

Öte yandan Bakanlar Kurulu tarafından alınan kararlarla bölgede uygulanan acele kamulaştırma kararları da tepkilere neden oluyor. Özel araziler üzerinde başka bir özel sektör yatırımcısı için verilen acele kamulaştırma kararları tartışma yaratıyor. Özel arazi sahiplerine itiraz için yeterli süre verilmediğini ve kamulaştırma için belirlenen ücretlerin çok komik olduğunu ileri süren bölge sakinleri, mahkemelere yapılan itirazlarla bu bedellerin artırıldığını ancak yine de belirlenen rakamların, bölgedeki arsa bedellerinin çok altında kaldığını kaydediyor.

ATILAN TAŞ ÜRKÜTÜLEN KURBAĞAYA DEĞMELİ

Çeşme Yarımadası’nın tarihi ve doğal SİT bölgesi olması ve koruma altında bulunması ise ayrı bir mesele. Bölgede yaşayıp, tarım ve turizmle uğraşanlar sadece bu yarımadada yetişen, bölgeye özgü sakız ağaçlarının, kurulacak rüzgâr santrallerinden olumsuz etkilenmesinden endişe ediyor. Aynı endişe, bölgedeki zeytin ve üzüm tarımı açısından da geçerli... Bazı Çeşme sakinleri, yaşam alanı gibi, sit ve koruma alanları gibi mevzuatta duyarlı alanlar olarak düzenlenen veya turizm bölgesi gibi yerlerde kurulacak rüzgâr santrallerinin, üretilecek enerji miktarı göz önünde tutularak, çok etraflıca değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaparken deyim yerindeyse “atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmesi gerektiğinin altını çiziyor.

SOKAĞIN NABZINI TUTTUK

Sokakta görüştüğümüz insanların büyük bir bölümü rüzgâr enerjisi gibi temiz enerji kaynaklarının kullanılmasına karşı olmadıklarını özellikle vurguluyor. Ancak bu santrallerin, insan yaşamının olduğu bölgelere yakın bir biçimde kurulmasını ve Çeşme gibi önemli bir turizm bölgesinin siluetini ve yapısını bozacak şekilde çevreye “gelişigüzel türbin dikilmesini” yanlış bulduklarını ifade ediyor.

Enerji Günlüğü’ne açıklama yapan Çeşme Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ahmet Poyraz, bölgeye kurulan rüzgâr türbinlerinin burada hem görüntü hem ses açısından olumsuz etkileri olacağı görüşünde. Poyraz şunları söyledi:

“Görüntü kirliliği yaratıyor. Zaten bir kirlilik var karşımızda, Ulusoy`un limanı var. Koca gemiler geliyor. Çeşme için iyi bir şey olmadı yani bunlar. Yapılaşma açısından da iyi olmadı. Bizimle bu konuda hiç kimse görüşmedi. Biz balıkçılar olarak bu konuya duyarlı diğer arkadaşların yanında durduk. Onlara destek olmak açısından bir eylem yaptık. Görüntü kirliliğinden rahatsızlığımızı teknelerle bir pankart açarak gösterdik. Başka da bir şey yapmadık ama yapılan her şey Çeşme için. Şu pervanelerin burada olması bence iyi değil. Yapılacak çok daha uygun yerler var. Benim söyleyeceğim başka bir şey yok, bu kadar.”

“KARŞINIZDA DÖNÜYOR, FIR FIR FIR”

Kafeterya ve otel işletmecisi Çeşmeli Ufuk Kısa’nın görüşleri de şöyle:“Enerji lazım bize ama Çeşme`nin orasında lazım değil. Yani 15 20 km aşağıya doğru giderseniz, Alaçatı`dan sonra Uzunkuyu`nun altı, binlerce dönüm arazi var. Oralarda çok daha rahat, çok daha güzel olabilir. Tabii yapan firma için biraz maliyetli olur ama oraları daha müsait. Dün yukarılara çıktım, 300-500 metre mesafe vardı en yakın yerleşim birimiyle. Oradaki insanlar ne yapacak? Bunun gürültüsü, doğaya verdiği zarar nasıl ödenecek, nasıl geriye dönecek bu? İmkansız bir şey. Turizmi de baltalar tabii. Düşünün şurada oturduğunuzu, karşıda dönüyor, fır fır fır. Yolda otomobilde giderken bile rahatsız oluyoruz. Yani rahatsız olmuyorum diyen yalan söyler. Ha, müsaade eden kişilerin de burada yargılanması lazım. Bu adamlar buraları bulup da tak diye gelmediler. Geldiler, araştırdılar, müsaade aldılar. Müsaade verenleri de sorgulamak lazım, sadece yapan firmayı değil. Lazım mı, lazım enerji tabii ama şurada lazım değil, ta şuralara gelecek. Bu kadar yakında gerek yok.”

TÜRKİYE’NİN RÜZGÂR ENERJİSİ HEDEFİ BÜYÜK

Türkiye 2023 yılı için yaklaşık 20 bin MW’lık bir rüzgâr enerjisi yatırım hedefine sahip. Şu ana kadar ise bunun yaklaşık 3.400 MW’lık bölümü hayata geçirilebilmiş durumda. Türkiye aradaki bu büyük farkı kapatabilmek için oldukça agresif tedbirler alıyor. Yeni oluşturulan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği Değişiklik taslağında ÇED uygulanacak projeler listesinde ekim ayında yayınlanan yönetmelikte yer alan “türbin sayısı 20 ve üzeri olan rüzgâr enerji santralleri” ifadesi “kurulu gücü 50 MWm ve üzeri rüzgâr enerji santralleri” olarak değiştiriliyor. Bunun çevresel etkiler anlamında yeni sorunlara yol açacağı iddiaları da var.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, geçtiğimiz ayın başında yaptığı bir konuşmada 28 Eylül 2014 pazar günü itibariyle rüzgâr enerjisinden üretilen elektriğin ilk defa günlük toplam elektrik üretiminin yüzde 10’una yükseldiğini belirtmişti. Bakan Yıldız, RES’lerden elde edilen elektriğin yalnızca bu yıl içerisinde doğalgaz ithalatında 1 milyar dolarlık azalış sağlayacağını da eklemişti.

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği`nin (TÜREB) açıkladığı rüzgâr istatistiklerine göre de, Türkiye`de Haziran 2014 sonu itibariyle Türkiye’deki rüzgâr santrali sayısı 87’ye ulaştı. İlk altı ayda devreye alınan tesislerin toplam kurulu gücü ise 466 MW olarak kaydedildi. Bu rakam, neredeyse 2013 yılının tamamında devreye alınan RES kapasitesine eşit. İlk altı aydaki ilave kapasiteyle, Türkiye`nin toplam RES kurulu gücü 3.424 MW düzeyine ulaştı.

Sabiha KÖTEK - ÇEŞME / İZMİR