Çeşme`de rüzgâr nasıl esmeli?

Çeşme`de rüzgâr nasıl esmeli?
Geçtiğimiz günlerde İstanbul`da Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi TÜREK 2014 yapıldı. Toplantılarda yerli ve yabancı pek çok firmadan üst düzey yöneticiler, teknik ilgililer, kamudan da temsilciler yer aldı.

Ve tabiri caizse, Avrupa`da rüzgârın nabzı İstanbul`da, Türkiye`de attı. TÜREK`te, rüzgâr enerjisinin avantajları, bu alanda Türkiye`deki fırsatlar, sorunlar. yatırımların önündeki engeller masaya yatırıldı, görüşler dile getirildi.

Tesadüfe bakın ki, biz de tam geçtiğimiz hafta sonu Enerji Gazetecileri ve Medya Derneği (EGAD) üyesi bir grup enerji muhabiri, editörü, yazarı olarak Türkiye`de rüzgâr ve rüzgâr enerjisi denilince ilk akla gelen yerlerden biri konumundaki Çeşme`deydik.

(KONUYLA İLGİLİ VIDEO HABERİMİZİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN)

Gidiş nedenimiz, son aylarda Çeşme`deki rüzgâr projelerine karşı oluşmaya başlayan tepkilerdi. Bu turizm beldesinde esnafa, sokaktaki vatandaşa da sorduk, doğrudan şikayetçi olup, bu konuda kamuoyu oluşturmaya çalışanlarla da görüştük...

Şikayetlerin arkasında esas itibariyle iki neden var. Birincisi tekil sayılabilecek neden. Yani kendi arazisine, acele kamulaştırma kararıyla el koyulup türbin dikilmeye çalışılan Çeşmeliler`in karşı çıkışı. İkincisi de buradaki projelerin yerleşim birimleriyle artık neredeyse içiçe denilebilecek mesafede kurulması...

Bireysel mağduriyet kaynaklı şikayetleri bir yana bırakırsak Çeşmeliler`in yerleşim birimlerine çok yakın noktalara kadar rüzgâr turbinleri kurulmasına ilişkin tepkileri şöyle özetlenebilir:

"Evet, rüzgâr en temiz enerji kaynaklarından biri. Biz de Türkiye`nin bu yerli ve yenilenebilir kaynaktan daha fazla yararlanmasından yanayız. Ancak olur olmaz her yere rüzgâr türbini kurulmasını da doğru bulmuyoruz. Evimizin yanı başında, burnumuzun dibinde, turistik tesislerimizin sağını solunu yüzlerce rüzgâr türbiniyle kuşatmalarını istemiyoruz. Çok da uzak olmayan mesafelerde rüzgâr santrali kurulabilecek çok daha uygun araziler var. Oralara yapılsın, biz de desteklemeye devam edelim."

Çeşmeliler`in tepkisi sadece sözde kalmamış. Davalar da açılmış. Bunlardan bir bölümü kendi arazilerinin kamulaştırılmasına karşı bölgedeki arazi sahiplerinin açtığı davalar... Ayrıca, bölgedeki rüzgâr projeleri için alınmış bazı "ÇED gerekli değildir" kararları da mahkemelik olmuş durumda.

Evet, arazi sahiylerinin kamulaştırma kararlarına yönelik açtığı davalar daha anlaşılabilir türden bir tepki. Ancak "ÇED gerekli değildir" kararlarına karşı açılan davanın gerekçesi aslında Çeşme`deki sorunun kaynağına çok net şekilde işaret ediyor.

Şimdi, Çeşme yerleşimine yakın mesafede 5 rüzgâr santrali projesi var. Hepsi için de ÇED gereksiz kararı verilmiş, çünkü her birinin kurulu gücü 20 MW`nin altında. Zira, belli ölçeğin altındaki RES`ler ÇED`den muaf...

Ancak hepsi de yan yana durumda kurulacak beş rüzgar santrali projesini yan yana koyduğunuzda kurulacak türbin sayısı çok yüksek, kurulu güç ise 75 MW`nin üzerinde.

Bu durumda akla şu sorular geliyor. Ortada kanuna karşı bir hile, yani hile-i şeriye mi söz konusu? Öyle değilse de ortada bir sorun yok mu? Yani Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) çalışmalarında amaç çevreyi korumaksa, neden her santrali tek tek değerlendirmek yerine, bölgeye ilişkin genel bir ÇED yaklaşımı benimsenmiyor?

Ortada düzenlemelerle ilgili bir sorun olduğu kesin. Yakın geçmişte, bir başka turizm beldesi Ayvalık`ta, Cunda Adası`nda kurulması düşünülen rüzgâr santrallerinin lisansları iptal edilmişti.

Umarız Çeşme`deki sorunlar da tatsızlığa meydan vermeden çözülür. Daha da önemlisi, başka beldelerde de tıpkı dereleri mahveden HES`lere yönelen eleştiriler gibi ciddi bir tepki oluşmaması için mevzuattaki bu açığın kapatılması sağlanır...

En iyi kaynak burada diye ille de tesisi buraya kurmak yerine etrafta kim var kim yok, ne üretiliyor, ne tüketiliyor, nasıl yaşanıyor diye bakmak gerekmez mi?

Şimdi ÇED yönetmeliğinde değişiklik hazırlığı var. Taslakta HES`ler için ÇED raporu almak zorlaştırılıyor, rüzgâr santrallerinde tam tersi yapılmaya çalışılıyor.
Bu da gösteriyor ki, geçmişte dereleri mahvetmekle suçlanan HES`lerde yaşanan sorunların bir benzeri bu kez RES`lerde yaşanabilir.

Yani HES`lerden ağzı yanan düzenleyici otoritenin aslında RES`ler konusunda üfleyerek hareket etmesi gerekmez mi?

Bu arada, TÜREK`in ziyaretçileri arasında Çeşme`de RES`lerin yerleşim birimlerininin, yaşam alanlarının içine kadar sokulduğundan yakınan Çeşmeliler de vardı.

Bildiğimiz kadarıyla, bu kişiler, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz`a da kaygılarını, eleştirilerini iletme fırsatı buldular. Mustafa Yılmaz`ın kendilerini dinlemesinden oldukça memnuniyet duyan Çeşmeliler, Başkan`dan yıl sonuna doğru bölgeye bir inceleme ziyareti yapma sözü aldıklarını belirtiyor. Başkan Yılmaz`ı gösterdiği yaklaşımdan ötürü kutlarız.

Yazının başında da ilettiğimiz gibi, biz enerji gazetecileri bölgeyi ziyaret etmiştik. Bazı konuları masa başında ya da uzaktan anlamanın zor olduğunu bir kez daha gördük. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz`ın bölgeye yapacağı bir ziyaretin, uzun vadede RES`lerle ilgili çıkabilecek bölgesel çatışmaları daha en başından çözme, sorunları tatlıya bağlama konusunda yararlı olacağını düşünüyoruz.